Kelimelerin Uzadıkça Uzaması : Farmakoepidemiyoloji

Nur topu gibi bir paradigma: Farmakoepidemiyoloji
Aslında adını 2000’li yıllarda alsa da isimsiz bir kahraman gibi asırlarca aramızda dolaşmıştır farmakoepidemiyoloji. Günümüzde kendisini, metodolojisi, etiğini, standartlarını vs. Anlatan 1000’lerce sayfalık kitaplarda bulabilirsiniz. Yıllarca vasiz bir çocuk olarak etrafta çırpınan farmakoepidemiyoloji 1960’taki thalidomid faciası ile tarih sahnesinin önüne çıkar ve yüzlerce hatta binlerce kişiyi cazibesiyle kendine çeker. Hatta artık günümüzde öyle bir durumdadır ki kendisi olmadan bir sağlık sistemini tahayyül bile edemeyiz. Günümüzün sağlık trendi odur artık. Hatta klavuzlarda bile 1990’lı yıllardaki “İyi Epidemiyolojik Uygulamalar” yerini “İyi Farmakoepidemiyolojik Uygulamalar”a bırakır. Biz de epidemiyolojiye tü kaka diyerek gözümüzü ona çevireceğiz. En azından bir süreliğine!

Tanımını incelediğimizde farmakoepidemiyolojinin de tanımlanmış bir popülasyonda uygulandığını görebiliriz. Bu sefer kapsam ilaç ile ilişkili bütün faaliyetlerle sınırlandırılmıştır. Her ne kadar Storm’un kitabında (2006) kapsamını sadece kullanımı ve etkilerine sınırlamış olsa da diğer kaynaklar benzer fikri paylaşmıyor.

Epidemiyoloji sözlüğü ilaç yerine ilaçla ilişkili olaylar tabirini tercih eder. Bunu ise belirleyici faktörler ve dağılım kapsamında inceler. Epidemiyolojin metodolojik yöntemlerini ilaç, aşı, biyolojik ürünleri de kapsayan daha geniş bir alanda kullanılması olarak tarif eder. Bence bu da yetersiz bir durumdur. İlaç gibi tedavi edici tıbbi cihaz ve malzemelerin de bu kapsama girmesi yeni bir terimin doğmasından daha etkili olacağına inanıyorum. Bunun böyle olmamasının sebebini ise ilaç firmalarının baskın nüfuzunun etkisinde tanımlamasına bağlıyorum.

Dünya sağlık örgütü de Storm’a benzer bir açıklama yapmakla birlikte tanımın genişlediğini kabul ederek yan etkileri, maliyet-etkililik analizlerini ve sağlık çıktılarını da farmakoepidemiyoloji altında inceler. Bu tanımların daha da değişeceğini ön görmek hiç de zor değil. Çünkü daha yeni yeni oturan bir disiplinden bahsediyoruz. Diğer bilim dallarının özgür gelişiminden farklı olarak farmakoepidemiyolojiinin yönlendirmelerle ilerleyen, bir noktada suni, bir bilim dalı olduğunu düşünüyorum. Sahneye her çıktığında sponsorları tarafından eline bir konuşma metni tutuşturulmaya devam edecek gibi duruyor.

Konuyu yavaştan bitirirken farmakoepidemiyoloji ile kol kola yürüyen iki terime değinmek istiyorum. Pharmacosurveillance ve Farmakovijilans. Birbirinin benzeri anlamı olan bu tabirlerde ilkini ingilizce yazmamın sebebi Türkiye’de yayınlanmış hiç bir metinde karşılığını görememiş olmam ve her yerde farmakovijilans tabirinin kullanılmış olması. Genel olarak ilaca bağlı yan etkilerin takibi ve kontrolünü ifade etmede kullanılan bu tabirler bir noktada bakanlık, FDA gibi sağlık düzenleyici ve denetleyici otoritelerin aba altından gösterdiği sopa görevini görmekteler. İleriki yazılarda bu konuyu da inceleyeceğim.

Published by Abdullah Ömer Şeker

Chasing medicine, games and life it self, he who, thinks frequently, writes sometimes but dreams a lot. Determined to exercise one day so he can still play games when he is 75.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: